Gönderen : Cemal ARIKBUĞA Gönderme Tarihi : 10.02.2008
BUGÜNE
KADAR YAPMIŞ OLDUĞUNUZ FAALİYETLER İÇİN TEŞEKKÜR EDER VE BU FAALİYETLERİN
DEVAMINI YAPMIZI EN İÇTEN
DİLEKLERİMİ TEMİN EDERİM
(RIKA KÖYÜ DERNEĞİ BAŞKAN
YARDIMCISI :CEMAL ARIKBUĞA)
Gönderen : Okan Gönderme
Tarihi : 21.12.2007
KKTC MALATYALILAR KÜLTÜR
DERNEĞİ olarak mübarek kurban bayramınızı en içten duygularımızla kutlar tüm hemşerilerimize
saygılarımızı sunarız (Yönetim Kurulu adına)
Gönderen : Ali BARAN Gönderme
Tarihi : 19.12.2007
Kurban
Bayramınızı en içten dileklerimle kutlar sağlık mutluluk ve esenlikler dilerim.
Her
şey gönlünüzce olsun…
SELAMLAR…
Gönderen : Ümit MÜFTÜOĞLU Gönderme Tarihi :
19.12.2007
Sevdikleriniz ve
Sevenlerinizle birlikte huzurlu bir Bayram geçirmenizi dilerim .
Ümit MÜFTÜOĞLU
Gönderen : Hüseyin
ÇETİNER Gönderme
Tarihi : 18.12.2007
Muhterem Pötürgeli Hemşehrilerim,
Ben de Malatya Kitabının Yazarı,Ve Malatya Objektif Gazetesinin İstanbul temsilcisi olarak sizin ve tüm üyelerinizin mübarek kurban bayramını can-ı gönülden tebrik ederim.
Her hafta kendi alanında başarılı olmuş iş adamlarımızdan birisi ile röportaj yapıp gazetemizde yayınlıyoruz. Siz de ilgi duyarsanız lütfen benimle temasa geçiniz.
Ayrıca ilçeniz ve derneğiniz ile alakalı da kitap yayınlamak isterseniz size yardımcı olabileceğimiz bilmenizi isterim.
Saygılarımla
HÜSEYİN ÇETİNER
ÇETİNER ŞİRKETLER GRUBU (Hissedarı)
TEL:0532- 344 05 12
İŞ:0212- 415 17 29 - 415 82 05 FAX:0212-415 70 67
Gönderen : Egemen OCAKÇI Gönderme Tarihi :
18.12.2007
merhaba bayramınız mübarek
olsun saygılarımla.
egemen ocakçı
Gönderen : Erkan KAPICI Gönderme Tarihi :
18.12.2007
MALATYALI HEMŞERİLERİMİN KURBAN BAYRAMINI KUTLAR
HAYIRLARA VESİLE OLMASINI ALLHATAN DİLERİM. ERKAN KAPICI
Gönderen : Sabiha
KAYADUMAN Gönderme Tarihi
: 15.12.2007
Bir Malatyalı olarak tşk ederim böyle
güzel memleketimizi tanıttığınız için
Saygılarımla Malatya İzolu Sabiha
Kayaduman
Gönderen : Erkan KAPICI Gönderme Tarihi :
18.11.2007
BİR MALATYALI OLARAK BÜTÜN MALATYALI
HEMŞERİLERİMİN Bİ ARADA DAYANIŞMA İÇİNDE OLMALARI İYİ, GÜZEL, HİÇ
İSTEMEDİĞİMİZ KÖTÜ GÜNLERİNDE İSE BİR BİRLARINE YARDIMCI OLMALARI BİZ
MALATYALILARIN BİR KIVANÇ KAYNAĞI. BU KÖTÜ GÜNLERDE ÜLKEMİZİN
DAYANIŞMAYA VE KAYNAŞMAYA İHTİYACI OLDUĞU UNUTMAYALIM BUNLAR HEP(BUNLARIN
ATALARI EÇDADIMIZ OSMANLIYI NASIL BÖLDÜĞÜNÜ AZ ÇOĞUMUZ
BİLİYORUZ ) BİZİ BÖLMEK İSTEYEN BU KİŞİLER KİMDİR BİZLERDEN NELER
İSTİYOR BİR DÜŞÜNELİM BU TOPRAKLARDA ÖZGÜRCE YAŞAYAN KÜRDÜ, TÜRKÜ,
ALEVİSİ VE SÜNNİSİ GEL BİRLİKTE BİRLİĞİMİZİ BOZMALAYLIM BOZMAYA
ÇALIŞANLARADA İMKAN VERMEYELİM MALATYALI HEMŞERİLERİME SAĞLIK
MUTLULUK SIHAT DİLERİM.ENKISA SÜREDE SİZLERLE TANIŞMAYI DİLERİM. ERKAN KAPICI
Gönderen : Ali ERCAN Gönderme
Tarihi : 13.11.2007
Değerli Hemşerilerimiz
Çoğu kez yaşamın kaygıları
arasında kaybolur gideriz de haberimiz olmaz. Zaman acımasızca dökülüp gider
avuçlarımızdan kum saati misali sessiz sedasız. Ne çocuklarımızın büyüdüklerini
farkederiz ne de bahçedeki ağaçların sürgün verip uzadığını. Bitmek tükenmek
bilmeyen işlerimizle başa çıkabilmek uğruna, yaşanılası en güzel anları ya
farketmeyiz ya da erteleriz günden güne. Oysa yaşamaktan vazgeçtiğimiz anlar
bir daha geri gelmezler. Aynı su bir
dereden iki kere akar mı? Öyleyse neden elimizin tersiyle bir bir öteleriz yaşanılası
güzellikleri, dostlarla paylaşmak varken?
24 Kasım 2007’de Avrupa Hekimhanlılar Derneği’nin
birinci kuruluş yılı nedeniyle Avrupa’da yaşayan bütün hemşerilerimizin
katılmasını beklediğimiz bir etkinlik düzenledik. Bu güzel heyecanı paylaşmak üzere
Ankara, Malatya ve Hekimhan’dan yöneticiler ile masrafları derneğimiz
tarafından karşılanmak üzere Hekimhan ve kasabalarında bulunan liselerin
birincisi durumundaki öğrencileri 21-28 Kasım 2007 tarihleri arasında Almanya’ya davet ettik.
Ankara’dan Hekimhanlı bilim
adamlarımızdan Sayın Prof. Dr. Mustafa Kemal Yalınkılıç
(Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü),
Malatya’dan Vali Yardımcısı Sayın Orhan Çiftçi ve DSİ Malatya İl Müdürü Sayın Mehmet
Albostan, Malatya Gazeteciler Cemiyeti’nden Sayın Kemal Deniz ile Malatya Ticaret ve Sanayi Odası’ndan
işadamları,
Hekimhan’dan Güzelyurt Belediye Başkanı Sayın Aliseydi
Millioğulları ve Kurşunlu Belediye
Başkanı Sayın Ömer Levent etkinliğimize katılacaklarını bildirdiler.
Ayrıca, çoğunluğu Hekimhan
Lisesi’nden 11 öğrenci ve iki öğretmen
yolculuk hazırlıklarınna başladılar bile...
Koşulları uygun olan bütün
hemşerilerimizi aramızda görmek ve heyecanımızı paylaşmak isteriz. “Yaşam paylaşıldığı ölçüde güzeldir.” katılın
paylaşalım...
Dostça selamlar
Yönetim Kurulu adına
Ali Ercan
Başkan
2. Hekimhanlılar Gecesi
Tarih: 24. 11. 2007 Cumartesi saat 16:00’dan
ihtibaren
Yer: Halle Urberach
Am Schellbusch 2
D-63322
Rödermark / Urberach
İletişim adresi:
Tel.: 0049 (0) 6074-2119984
Fax: 0049 (0) 6074-2119985
Mobil: 0049 (0) 172-6919543
E-mail: aliercan@t-online.de
Gönderen : Dr. Sadık ÖZEN Gönderme Tarihi :
12.11.2007
10 KASIM’IN ÖNEMİ VE ANLAMI
Büyük Atatürk öldüğünde ben 4
yaşındaydım. Ailece Kangal’da yaşamaktaydık. Kötü haberi babamın terzi
dükkânında olduğum sırada öğrendim. Radyo başında toplanan herkes hıçkırıklarla
ağlıyordu. Annem, babam, ablam, komşularımız ve Kangal’da yaşayan bütün
vatandaşlarımla birlikte ağladığımı çok iyi anımsıyorum. Türk Halkı’nın kendi
kendine yarattığı yas ortamı aylarca devam etmişti. Büyük Halk Ozanı Aşık
Veysel’in söylediği “Atatürk’e Ağıt”
uzun süre dillerden düşmedi. Onu ben de ezberlemiş; gerek aile, gerekse babamın
iş çevresindeki komşu ve arkadaşlarının istekleri üzerine sık sık okuyordum ve
her defasında duygularım yoğunluk kazanıyor ve yenileniyordu.
10 Kasım Töreni’ne ilk
olarak; 1939 yılında, öğrencisi olduğum Kangal Cumhuriyet İlkokulu’nda
katıldım. Sonra Ankara Ulus İlkokulu, Ankara Dördüncü Ortaokul, Ankara Gazi
Lisesi’nde bu törenler hep devam etti. O yıllarda, kış erken bastığından daha
çok kapalı mekânlarda toplanılırdı. Başöğretmenim, Okul Müdürü ve
öğretmenlerim, Atatürk İlkeleri ve Cumhuriyetimizin temel ilkelerine son derecede
bağlı, ilkeli, dürüst ve içleri vatan sevgisi ile dolu, ülke bütünlüğüne
saygılı insanlardı. Bizleri, sahip oldukları bu kutsal duygular ve görev
bilinci içinde yetiştirmeye çalıştılar. Çağdaş giyimleri, ölçülü hareketleri ve
vakur duruşları ile hep bizlere örnek oldular. Bizlere Anadilimiz olan
Türkçe’yi kusursuz konuşma ve yazmayı öğrettiler, Başta Laiklik olmak üzere
Atatürk İlke ve Devrimleri’ni anlattılar. Onları saygı ve rahmetle anıyor, ülke
yönetiminin başında o nitelikteki insanların olması gerektiğini düşünüyor,
istiyor ve elimde olmadan bugünlerle kıyaslama yaptığımda ise derin bir
üzüntüye kapılıyorum.
İlkokulun ilk yıllarında,
önlüklerimizin üzerine beyaz yakalarımızı takmaz ve hatta onların takıldığı
düğmeleri de koparırdık. 10 Kasım günleri; gülmez, oyun oynamaz, gürültü
yaratan taşkınlıklar yapmaz, sağa sola
koşmazdık. Öğretmenlerimiz siyah elbiseler giyerlerdi. Bakkallarda içki
satılmaz ve lokantalarda müşteriye içki verilmezdi. İçkili gazino ve meyhaneler
ise kapalı olurdu. Bu matem ve yas havası yıllarca sürdü. Okuldaki törenden
sonra toplu halde Ankara Etnoğrafya Müzesi’ne giderek Atatürk’ün kabrini
ziyaret ederdik. Lise döneminde daha
etkin törenlerimiz oldu ve daha anlamlı konuşmalar yapıldı. Üniversite
dönemimizde ise Atatürk’ün naşı Anıt Kabir’e defnedildi ve fakültedeki törenler
yanında Anıtkabir ziyaretleri başladı.
Ankara’da yaşadığım sürece
bu ziyaretleri hiç aksatmadım. Ankara dışında ise Atatürk Anıtları önünde
sürdürdüm. 1974 yılınsa SSK Malatya Hastanesi’ne Başhekim olmuştum. Hastanede
kendi insiyatifimle bir tören düzenledim. Her tarafı bayraklar ve Atatürk’ün
sözlerini taşıyan bez afişlerle donattım. Hastane personelinin ve yatan
hastalardan durumu uygun olanların katıldığı görkemli bir tören olmuştu.
Yaptığım konuşmada özetle şunları söyledim:
“10 Kasımlar’da, artık; Büyük Atatürk’ü bir yas ve
matem havası içinde anmamalıyız. Bu günler bizim vicdan muhasebesi yaptığımız
günler olmalı. Eğer, bize bıraktığı emanetleri iyi koruyabiliyor, bizden
istediklerini yerine getirebiliyor, O’nun izinde yürüyebiliyor, Demokratik Laik
Cumhuriyetimiz, egemenlik, bağımsızlık ve vatanımızın bölünmez bütünlüğü için
üzerimize düşenleri tam olarak yerine getirebiliyorsak, 10 Kasımlar’ı, matem
tutma yerine kutlama günlerine dönüştürmeliyiz. “
Emekli olduğum 1980 yılına
kadar 10 Kasımlar’da hep bu mealde konuşmalar yapmıştım. Ama artık o kadar
iyimser değilim. Gittikçe içim kararıyor. Üzülüyorum. Ülkemde gittikçe değişen
ve olumsuzlaşan şeyler görmeye tahammül edemiyorum. Kahroluyorum. Her geçen
gün, geçmiştekinden daha büyük bir mateme bürünülmesi ve yas tutulması
gerektiği düşüncesine kapılıyorum. Çocukluk ve gençlik yıllarımı arıyorum. Ama
heyhat, o günler geri döneceğe benzemiyor artık. Ve bu 10 Kasım’da ben, başta
Atatürk olmak üzere, bütün kaybettiklerimiz için ağlıyorum.
Gönderen : Niyazi PEKCAN Gönderme Tarihi :
16.10.2007
Kozlucalılar
derneği yönetim kurulu adına bayramınızı
kutluyorum. Huzur, sağlık ve mutluluklar dilerim.
Almanya dan Anavatana selamlar.
www.kozlucalilar.net
Niyazi Pekcan - Almanya
Gönderen : Ahmet
KARAASLAN Gönderme
Tarihi : 23.09.2007
BÜTÜN
MALATYA'LI HEMŞERİLERİMİZİN RAMAZAN AYINI KUTLAR
SAĞLIK, HUZUR VE ESENLİKLER DİLERİM.
MALATYA SİVİL TOPLUM ÖRGÜTLERİ BİRLİĞİ
DERNEĞİ
www.mastob.org
www.mastob.com
www.mastob.net
Gönderen : A. Salih
ARIKBUĞA Gönderme
Tarihi : 23.09.2007
tüm
baskanların ve üyelerin el birligiyle kurduğunuz derneginiz hayırlı olsun
bugüne kadar yaptıgınız faaliyetlerin siz ve sizden sonra gelecek neslin devam
ettirilmesini dilerim
SAYGILARIMLA(KURUCU ÜYENİZ BEKİR ARIKBUĞA)NIN OGLU A.SALİH ARIKBUĞA
Gönderen : Aygül ARIKBUĞA Gönderme Tarihi :
23.09.2007
tüm
başkanlarınızı ve üyelerinizi tebrik ederim kurduğunuz dernek çok güzel olmuş
SAYGILARIMLA(BAŞKAN YARDIMCISI CEMAL ARIKBUĞA)NIN KIZI AYGÜL ARIKBUĞA
Gönderen : Vedat ARIKAN Gönderme Tarihi :
28.05.2007
PAZAR
GÜNÜ YAPILAN TANIŞMA PİKNİGİ GAYET GÜZEL GEÇTİ. EMEGİ GEÇEN ARKADAŞLARA
TEŞEKKÜRLER.
VEDAT
ARIKAN
Gönderen : H. Ertan
KAPIKIRAN Gönderme
Tarihi : 07.05.2007
Öncelikle
böylesi gurur verici bir etkinliğinizden ve çalışmalarınızdan dolayı sizleri
can-ı gönülden kutluyorum.Bende bir Malatyalı olarak birlik ve beraberliğimizi
muhafaza etmek ve birlik içinde olmaktan her zaman gurur duyuyorum ve bu
çalışmalar için elimeden geleni gayreti sonuna kadar göstereceğim.Bizler şuan
Türkiye'nin en yüksek ranta sahip olan çığ gibi büyüyen,yatırımcıların
kazancına kazan. kattığı bir bölgede, egenin incisi ALTINOLUK'TA inşaat-emlak
sektörüyle uğraşıyoruz. Bizleri bu konuda destekliyeceğinizi umuyoruz,çünkü
bazı gözlemlerde yurt dışında yıllarını vermiş birikimlerini amacı sadece para
kazanmak olan,olur olmadık kazançsız yatırım yaptıran hiç bir kültürümüze yakın
olmayan meslektaşlarımızdan alış veriş yapıp zarar ettiklerini görüyoruz.
Bizlerin gayesi güven dolu bir hizmet anlayışıyla, yatırımlarda alırken kar
etmek mantığıyla çalışmalar yapıyoruz.Konumuzda uzman olduğumuz kadar sektörü
her alanıyla yakından takip edip,sadece bölge içinde hizmet vermiyoruz. 2.ve
hatta 3.ele geçmiş mülkleri doymuş fiyattan satmıyoruz. Günden güne değeri
artan bu beldede bizleri lütfen destekleyin ve bizlere yönlendirme yapın,emin
olunki tahmin dahi edemeyeceğiniz kazançlar elde edeceksiniz ve birlikten
beraberlik doğar,dostu dosttan kazanırız. ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLERİMİ SUNUYORUM.
H.ERTAN KAPIKIRAN.
0266 396 42 44
0532 595 51 68
0555 564 27 31
Gönderen : Ümit MÜFTÜOĞLU Gönderme Tarihi :
30.01.2007
Muharrem
Ayı ve Aşure Günü
Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk
geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin
hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği
içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa'ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş,
denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh ( a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde
demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem'in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü
çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud'un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim'in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub'un ( a.s.), oğlu Hz.Yusuf'un hasretinden dolayı kapanan
gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.
Hz. Âişe'nın belirttiğine göre, Kabe'nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde
değiştirilirdi. Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır.
Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından
da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine'ye
hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah'ın Musa'yı düşmanlarından kurtardığı Firavun'u
boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur"
dediler. Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz,
Musa'nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu
ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren
mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında
İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç
tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü.
Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine'ye hicret edince bu orucu
devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca
kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen
bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı. Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak
kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu: "Ramazan'dan sonra ne zaman oruç
tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o,
Allah'ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin
tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu.
Yine Tirmizi?de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin
günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk
getirmemek için, Muharrem'in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç
tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap
olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de
yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine,
akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren
hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır.
Bilhassa, Peygamberimiz, mü'minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden
daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına
ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve
genişlik ihsan eder." Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler,
kimsesizler, konu komşular da girmektedir.
Gönderen : Ali ERCAN Gönderme
Tarihi : 23.01.2007
Sevgili Hekimhanlılar,
Avrupa Hekimhanlılar
Derneği’nin başlattığı proje yarışmasını bilginize sunuyoruz.
Lütfen bu duyuruyu iletişim
ağınızdaki bütün hemşerilerimize yönlendirir misiniz?
Ayrıca, internet
sayfalarının yöneticilerinden duyurumuza sayfalarında yer vermelerini rica
ediyoruz.
Derneğimizin internet
sayfası “hekimhan.eu”
pek yakında yayın hayatına başlayacaktır.
O tarihe kadar
duyurularımızı ugurlukoyu.com / iletisim-duyurular
bölümünden takip edebilirsiniz.
Bunun dışında, hekimhan kaymakamligi, hekimhan.com,
hekimhan.net, igdirkoyu.com ve canakpinar.de ve diğer Hekimhan
sayfalarından da takip edebileceğinizi düşünmekteyiz.
İlginize ve desteğinize
şimdiden teşekkürler.
Sevgiyle ve sağlılı kalın.
Ali Ercan
Avrupa Hekimhanlılar Derneği
Başkanı
Basın Açıklaması
Konu: Proje Yarışması
Avrupa Hekimhanlılar Derneği
19.01.2007 tarihinde aldığı bir kararla aşağıda sözü edilen proje yarışmasını
başlatmış bulunmaktadır.
Yarışmaya katılan
projelerden birinci gelene ilk etapta 500,00
Euro para ödülü verilecek ve proje başarı ile uygulanabilirse
sahibinin adını alacaktır.
Projenin adı: Hekimhan’ı Kalkındırma ve Geliştirme
Projesi
Projenini konusu: Hekimhan’da, Türkiye’nin değişik
bölgelerinde ve yabancı ülkelerde yaşayan Hekimhanlılar’ın, toplumsal, düşünsel
ve ekonomik güçleri örgütlenerek Hekimhan’ın kalkınmasına ve gelişmesine nasıl
katkı sağlanabilir?
Koşullar:
Yarışmaya isteyen herkes
katılabilir.
Katılımcılar, projelerini
geliştirmeden önce; proje taslağı ve kısa özyaşamlarını başvuru mektubuna
ekleyerek en geç 23 Şubat 2007 tarihine kadar elektronik mektup (Email), faks
ya da postayla derneğimize iletmek zorundadırlar.
Derneğimiz, bir ön eleme
yaptıktan sonra en geç 01 Mart 2007 tarihine kadar uygun görülen proje
taslaklarının sahipleri ile iletişim kuracak ve projelerini geliştirmelerini
isteyecektir.
Yarışmaya katılma hakkı
kazananlar projelerini 30 Mart 2007 tarihine kadar teslim etmek zorundadırlar.
Sonuçlar en geç 30 Nisan
2007’de açıklanacaktır.
Kamuoyuna ve ilgilenenlere
duyurulur.
Ayrıca,
Hekimhanlı bilim insanlarımızı, entellektülellerimizi, bürokratlarımızı ve
işverenlerimizi bize yardımcı olmaya, yol göstermeye davet ediyoruz. Lütfen,
insanlarımızın yaşam kalitesini artırmak adına birikimlerinizi ve gücünüzü
memleketin hizmetine sunar mısınız?
Saygılarımızla
Yönetim Kurulu
İletişim adresi:
Verein Hekimhaner in Europa
Ali
Ercan
Elisabethen
Str. 6
Tel.: 0049 6074-2119984
Fax: 0049 6074-2119985
Email: aliercan@t-online.de
Gönderen : Kenan ÇAĞLAR Gönderme Tarihi :
31.12.2006
merhabalar vatanimizin enguzel
yarlerinden olan malatyali hemseriler hepinizin KURBAN
BAYRAMINIZI en icten hayirli, saglikli olmasini YUCE
ALLAHIMIZDAN DILERIM::::::::::
Kenan ÇAĞLAR – Köln/ALMANYA
Gönderen : Nalan SAKIN Gönderme Tarihi :
30.12.2006
Merhabalar
Saddam’ı kurban ederek girdiğimiz yeni yılda,
barışın, insan haklarının Avrupalı, Amerikalı olmayanları da kapsaması
dileğiyle, sizin ve tüm üyelerinizin bayramı ve yeni yılı kutlu olsun.
Nalan SAKIN – MALATYA
Gönderen : Hikmet AKKAYA Gönderme Tarihi :
27.12.2006
Bütün İslam Aleminin Kurban Bayramını en içten
dileklerimle kutlar ve hayırlara vesile olmasını dilerim, umarım 2007 yılı
bütün dünyaya faydalı ve hayırlı bir yıl olur, barış ve sevgiden yoksun
kalmayalım.
Hikmet AKKAYA – B.Çekmece/İSTANBUL
Gönderen : Muharrem KILIÇ Gönderme Tarihi :
27.12.2006
Malatya Kültürünü Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği
Sayın Başkanına,
Sizin ve şahsınızda dernek üyelerinin Kurban
Bayramını kutlar, yeni yılın sağlık ve mutluluklar getirmesini dilerim.
Muharrem KILIÇ
MALATYA Milletvekili
Gönderen : Süleyman
MIZIKACI Gönderme
Tarihi : 27.12.2006
Tüm Malatyalı hemşehrilerimin Yeniyıl ve Kurban
Bayramını can-u gönülden kutlar, Sağlık ve mutluluklar diler, sevgi ve
saygılarımı sunarım.
Süleyman MIZIKACI – ANKARA
Gönderen : Nevzat ER Gönderme
Tarihi : 21.10.2006
Ramazan bayramınızı tebrik
eder, sağlık, mutluluk ve esenlikler dilerim
Nevzat ER
Eminönü Belediye Başkanı
Gönderen : İbrahim KAYA Gönderme Tarihi :
21.10.2006
SAYIN
MALATYA Kültürünü Yaşatma ve Yardımlaşma
Derneği Sn. Başkanı ve Yönetim Kurulu Sn. Üyeleri
GÜLLER;
HİÇ OLMADIĞI KADAR
KIRMIZI BUGÜN …
BIRAKIN TAŞSIN
YÜREKLERİMİZDE HEYCAN,
SEVGİLER YOL GÖSTERSİN
YARINLARA,
ŞEKER BAYRAMI HEPİMİZE KUTLU OLSUN.
SAYGILARIMLA,
İBRAHİM KAYA – ADANA
(Malatya’lı)
Gönderen : Mehmet Hanifi
YILMAZ Gönderme Tarihi :
21.10.2006
Ramazan Bayramınızı, en içten dileklerimle tebrik
eder; bugünlerin birlik, beraberlik ve sevinç vesilesi olmasını dilerim.
Gönderen : Necmi
YELKİKANAT Gönderme
Tarihi : 21.10.2006
Değerli
Malatya Kültürünü Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği üyelerinin Bayramını kutlar,sağlıklı,mutlu ve başarılı yaşam dilerim.
Sevgi ve Saygılarımla
Necmi Yelkikanat--------İstanbul
Gönderen : Erkan KAPICI Gönderme Tarihi :
21.10.2006
Dernek üyelerinin ve bütün Malatya’lı hemşerilerimin
bayramını kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim.
Gönderen : Dr. Sadık ÖZEN Gönderme Tarihi :
21.10.2006
DERNEĞİNİZ MENSUPLARININ VE
BÜTÜN MALATYALI HEMŞEHRİLERİMİN BAYRAMLARINI İÇTENLİKLE KUTLUYOR, NİCE MUTLU
BAYRAMLARA SAĞLIK VE MUTLULUK İÇİNDE ERİŞMELERİNİ DİLİYOR, EN DERİN SELAM,
SEVGİ VE SAYGILARIMI SUNUYORUM.
DR. SADIK ÖZEN – ANTALYA
NOT
YENİ SİTEM: www.fikirplatformu.net
Gönderen
: Halil TÜM Gönderme
Tarihi : 20.10.2006
Tüm
Hemşerilerimin Bayramını Kutlarım.
Saygı
ve Sevgilerimle.
Sağlık ve sevgi dolu yaşam dilerim.
Halil Tüm
Gönderen : CARL-ALTAN Gönderme
Tarihi : 20.10.2006
BENDE KANADA VE ISVECTE BULUNAN BIR MALATYALIYIM.GUZEL
BIR SITE TEBLIKLER.BUTUN MALATYALILARIN MAILLERINI BEKLIYORUM pilot748@hotmail.com
CARL-ALTAN – STOCKHOLM / TORONTO
Gönderen : Hüseyin
ÇETİNER Gönderme
Tarihi : 20.10.2006
Sayın başkan başta sizin akabinde üyelerinizin ve daha sonrada tüm ümmet-i muhammed'in Kadir gecesi ve peşinde gelecek olan ramazan bayramını en içten duygularımla kutlarım.
HÜSEYİN ÇETİNER
Malatya Kitabı Yazarı
Gönderen : Erdoğan TANIR Gönderme Tarihi :
20.10.2006
Çok
eskidendi belki el öpmeler, kenarı dantelli mendiller içinde şekerler,
avuca
zor sığan kocaman 2,5 liralık bayram harçlıkları...
Postacının
getirdiği, uzaktaki dostların bayramı kutlayan bayram kartlari...
Aniden
yok oldular, yittiler eskilerde bir yerlerde.
Yıllarca
sadece seyahate gidenler tesadüfen karşılaştılarsa kutladılar birbirlerinin
bayramlarını.
Artık
bayramlar sadece birer "fırsat" oldu, yorgun bedenlerin dinlenmesi
için...
Ve
birgün sanal alemle tanıştık ve yeniden hatırladık bayramlaşmanın keyfini...
Kenarı
dantelli mendiller, parlak kağıda sarılı şekerler, madeni
2,5 liralık bayram harçlıkları yoktu belki ama bir küçük haber vardı
dostlardan;
uzun
süredir karşılaşmadığın, hala aynı adreste olup olmadığını bilmediğin...
Sanal
da olsa hatırlandığını, unutulmadığını öğrendiğin..
...Ve
eski, tek yaprak bayram kartlarında yazıldığı gibi:
Bayramınız
Kutlu Olsun
Erdoğan TANIR – İSTANBUL
Gönderen : Ümit MÜFTÜOĞLU Gönderme Tarihi :
20.10.2006
Sağlık , mutluluk ve
giderilecek hasretliklerle tatlanacak daha nice ŞEKER Bayramlarına . . .
Sevgi ve Saygılarımla
Ümit MÜFTÜOĞLU – İSTANBUL
Gönderen : Bayram KESKİN Gönderme Tarihi :
11.05.2006
MERHABAAA....
MEMLEKETİMİ ÇOK AMA ÇOK ÖZLEDİM...
MALATYA VE ÖZELLİKLE ARGUVANDAKİ DOSTLARIMA SEVGİLERİMİ SUNARIM...
SAYGILARLA
BAYRAM
KESKİN – İSTANBUL
Gönderen : Talat KAYA Gönderme Tarihi
: 03.03.2006
Ben
Onar Köyünden (Arapgir) Hulla Hüseyin’in torunu Talat Kaya Bütün memleketlerime
selam gönderiyorum.
Talat KAYA – İstanbul / Maltepe
Gönderen : Necmi
YELKİKANAT Gönderme
Tarihi : 25.02.2006
Değerli Dostlar,
03.Mart.2006
günü, Rus ve Ermeni kuvvetlerinin Bitlis’i işgalinin 90. yılını idrak edeceğiz.
Yaşanılan acı olayların, geleceğimizin temel taşı niteliğinde olduğuna
inanıyoruz.
Mesajımızın; yurtiçi ve yurtdışında ulaşabileceğiniz adreslere
iletilmesini, http://www.bitlis.gov.tr/yayınlar/Bitlis’te Ermeni Mezalimi dosyasının
incelenmesini, KARS, SARIKAMIŞ, ERZURUM, VAN VE BİTLİS’TE SERGİLENEN OYUNLARIN PERDE ARKASININ HAFIZALARDA TUTULMASINI ÖNERİYORUZ.
Avrupalıların, Sanayi devrimi sırasında, hammadde kaynaklarına olan
ihtiyaçlarının artması, sömürgecilik ruhlarını daha da körüklemiştir. 1800’lü
yıllarda karaların %35’i Avrupalıların işgalinde iken bu oranın 1878’de %67,
1914’te ise %84’e yükseldiği görülmektedir.
Rusların Hindistan yolunu denetim altına alma ve Karadeniz donanmalarını
Akdeniz’e indirme, İngiltere ve Fransa’nın denizlerde denetimi sağlama
istekleri, Amerika’nın bölgeye duyarlılığı nedenlerinin temelindeki ortak
nokta, yeraltı kaynakları açısından zengin olan Avrasya’ya sahip olarak,
Dünyaya hükmetmektir.
1914 yılında, 23,5 milyon olan nüfusumuzun %80’i tarımla uğraşırken, okuma
yazma oranı %10-15 civarındadır.
Ordularımızın dağıtılması ile sömürgeci güçlerin çalışmaları daha aktif hale gelmiştir. Azınlıklara müstakil devlet
kurma vaadi verilerek, “Hilafet elden gidiyor” haberleri ile sürekli isyanlar
teşvik edilmiştir.
Mustafa Kemal, bu durumu “Hainlik,
Bilgisizlik, Hınç ve Bağnazlık” olarak özetlemiştir. Halkımızın; bu zorlu dönemde,
olağanüstü direnç ve mücadeleleri sayesinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
temelleri atılmıştır. T.C. kimliğine sahip insanlarımız, son 100 yılda kendi
vatanlarında muhacir oldular, ezildiler; açlık ve yoksulluk çektiler, kurbanlar
verdiler.
Sadece Bitlis sahnesinde;
Rus ve Ermeni kuvvetlerinin 3 Mart
1916’da Bitlis’i işgali sırasında 68.188 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir.
Gençler esir edilmiş, canlarını kurtaranlar ise acımasız doğa koşulları
nedeniyle çocuklarını (toplam 1000 civarında) köprü altlarında yaygılar üzerine
bırakarak göç etmişlerdir[1][1].
Onları, saygıyla,rahmetle ve şükranla
anıyoruz.
Bu trajik ortama rağmen, eğitimli nesiller yetiştirme becerisi
gösterildi. 2006 Türkiyesi’nin temellerinde bu izleri görmemek mümkün değildir.
Sırça sarayların sıcak odalarında oturup ahkam kesenler; ülkemizde
yaşanılanların hesabını, T.C. Devletinden sorma gaflet ve cüretini gösteren
figüranlardır.
Onların, figüranlık hizmetlerinin, Türk ve Dünya Tarihindeki
sayısız belgelerle tescil edildiği unutulmamalıdır.
Sevgi ve Saygılarımızla,
Bitlisli ailelerin
2.ve 3. kuşakları
[1] Kaynak:http://www.bitlis.gov.tr
/yayınlar/Bitliste Ermeni
Mezalimi
Gönderen : Levent
KIZILTEPE Gönderme
Tarihi : 10.02.2006
Sevgili Malatya dostları bu siteyi
bizlere kazandıran ve emeği geçen herkese sonsuz sevgi ve saygılarımı
yolluyorum.
Sizler var olduğunuz sürece
Malatya hak ettiği değeri her zaman alacaktır ve bizlerde elimizden geldiği
sürece sizlerle olmaya ve sizlere yardım etmeye hazır olacağız,
Kayseri’den Malatya
dostlarına sevgiler, saygılar
Levent KIZILTEPE
TICKETTURK Kayseri Operasyon Yöneticisi
Gönderen : Necmi
YELKİKANAT Gönderme
Tarihi : 12.01.2006
Değerli
Malatyalı Dostlarımın Bayramını kutlar, bayramların ruhların bedenlerle
buluşmasına vesile olmasını diliyorum.
Sevgi ve saygılarımla
Necmi Yelkikanat
Y.Müh.
DOSTLARA BAYRAM ŞEKERİM
RUH VE BEDENİN BULUŞMASI HK.
Koca Aşık Veysel
UZUN İNCE BİR YOLDAYIM
şiirinin bir mısrasında
Dünyaya geldiğim anda
Yürüdüm aynı zamanda
İki kapılı bir handa
Gidiyorum gündüz gece
diyerek yaşamın tarifini öz olarak yapmaktadır.
Bilindiği üzere, bir canlının yaşamında dünyaya gelen sadece ruhtur. Beden ise
bu dünyada oluşan ve yok olan bir maske diğer bir tabirle kılıftan başka bir
şey değildir.
Acaba yaşamımızda ruh ve bedenimiz birlikte hareket etmesine müsaade
ediyor muyuz ?
Cevabını İknalıların yaşlı torunu vermektedir.
Meksika'da İnka Tapınaklarına çıkmak isteyen Avrupalı bir grup Arkeolog, birkaç
yerli rehberle yola koyuluyor. Dağın tepesindeki Tapınaklara giden uzun yolu,
kısa bir sürede yarılıyorlar. Aynı hızlı tempoyla biraz daha yol aldıktan
sonra, yerliler kendi aralarında konuşup birden yere oturuyor ve böylece beklemeye
başlıyorlar.
Tabii Avrupalı Arkeologlar buna bir anlam veremiyorlar.
Saatler sonra, yerliler kendi aralarında konuşup tekrar yola koyuluyorlar,
sonunda tepenin üstündeki görkemli İnka Tapınaklarına geliyorlar.
Arkeologlardan biri, yaşlı rehbere soruyor;
Hiç anlayamadım, niye yolun ortasına oturup saatlerce yok yere
bekledik?
Yaşlı rehberin cevabı o kadar güzel ki;
Çok kısa sürede çok hızlı yol aldık, Ruhlarımız bizden çok uzakta kaldı.
Oturup Ruhlarımızın bize yetişmesini bekledik.
Niye içimizde hep bir eksiklik duygusuyla yaşadığımızı, niye mutlu olmayı
beceremediğimizi, niye kendimiz olmayı başaramadığımızı ve "niye" ile
başlayan daha bir dolu sorunun cevabını açıkça veriyor İnkalar'ın yaşlı torunu.
Çünkü bu aptal Hayat içinde o kadar hızla yol alıyoruz ki, Ruhumuz çok arkada
kaldı, hatta onu nerelerde unuttuğumuzu bile hatırlayamıyoruz. Çocuğunu
kaybeden Annelerin çılgınlığında bir sağa, bir sola saldırıyoruz hepimiz, ama
bir farkla, biz neyi aradığımızı bile bilmiyoruz.
Herkes bir arayış içinde, ama hiç kimse ne aradığını bilmiyor.
Sanıyoruz ki çok Paramız, sürekli yükselen bir Kariyerimiz, Bahçeli bir Evimiz,
Spor bir Arabamız olunca biz de çok mutlu olacağız.
Ve eminim hiç kimse yanlışın-eksikliğin nerede olduğunu da bulamıyordur.
Gerçekte hız çağında yaşıyoruz. Her şey o kadar hızlı geçiyor ki, ne İşe, ne
Arkadaşlarımıza, ne Ailemize, ne Çocuğumuza, ne Kendimize yeterince vaktimiz
kalmıyor. Akrep ve Yelkovanla yarış halindeyiz.
Bu yüzden bütün ilişkiler yarım yamalak, bütün sevgiler bölük pörçük, Sevmeye
bile vaktimiz yok bizim.
Oysa teknolojinin nimetlerinden fazlasıyla yararlanıyoruz. Ne çamaşır yıkıyoruz
ne de bulaşık, çayımızı kahvemizi makineler yapıyor, işlerimizi bir telefon,
bir faksla hallediyoruz. Uçaklar bizi iki saat içinde dünyanın bir ucuna
taşıyor. Hatta artık gitmeye bile gerek yok, internetle dünya elimizin altında.
Ama yine de vaktimiz yok işte! Bence doğanın kara bir laneti bu. Biz ondan
uzaklaştıkça, o da bizden bütün zamanları çalıyor.
Evet freni patlamış kamyon gibi yaşamanın hiç anlamı yok. Ayağımızı gazdan
yavaş yavaş çekelim ve biraz mola verip Ruhumuzun da bize yetişmesini
bekleyelim artık.
Aceleye ne gerek var? Hayat yalnız biz izin verdiğimiz gibi geçer. İyi ya da
kötü, hızlı ya da yavaş. Her şey bizim elimizde,
Sevgi de, Aşk da, Başarı da.
Ama ancak kendi Ruhumuzla buluştuğumuzda.
Gönderen : Necmi
YELKİKANAT Gönderme
Tarihi : 05.12.2005
Değerli Malatyalı Dostlarım.
Malatya Kültürünü Yaşatma ve Yardımlaşma Derneğini güzel çalışmaları için kutluyorum. 1940 Malatya doğumluyum İlk ve Orta öğrenimi Malatya da tamamladım.İ.T.Ü Makine Fakültesi mezunuyum. İstanbul’da ikamet etmeme rağmen, ruhen gençliğimi bıraktığım Malatya da yaşıyorum. Bu inanılmaz özlemimi bir nebzecik tatmin için, 1940-1960 yılları arasında Malatya ve Malatya’daki yaşamı ilginç yönleri ile kaleme almaktayım.
Sizlerden ricam, Bu tarihlerde Malatya’nın görünümüne, popüler kişilerin resim ve anılarına ihtiyacım bulunmaktadır.
Bu gün ve gelecekteki gençlerimizin hayli ilgisini çekecek anılara sahip bulunuyorum.
Sizlerin desteklerinizle, Malatya ve genç nesiller için önemli bir kitap ortaya çıkaracağımıza inanıyorum.
İlgilerinize şimdiden teşekkür eder öneri ve desteklerinizi bekliyorum.
Sevgilerimle
Necmi Yelkikanat
Y.Müh.
Gönderen : Ahmet Y.
YILDIRIM Gönderme
Tarihi : 21.10.2005
Alevilik - Bektaşilik ‘İslam içinde mi, İslam dışında mı?’ tartışmalarına bir katkısı
olacağını düşündüğüm, Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini, merhum A. Celalettin
Ulusoyun, Hünkar Hacı bektaş Veli ve Alevi Bektaşi
Yolu isimli 1986 basımlı kitabının Genel anlamda Alevilik-Bektaşilik bölümünü olduğu gibi
aktarıyorum. Halen hayatta olan ve Posnişinliği sürdüren Veliyettin Ulusoyun bu
tartışmaların dışında tutulmasını ve dışlanmış görüntüsünü de hala anlamış
değilim.
Genel anlamda Alevilik-Bektaşilik
Genel
olarak Alevilik ve Bektaşilik ayrı anlamlarda kullanılan sözcüklerdir.
Alevilik, İmam Aliy’i seven onu hak bilip yolundan gidenlerin bağlı oldukları
bir inanış sistemini, dini bir akide olarak tanımlar. Şia Mezhebi olarak veya
Caferi Mezhebi olarak da adlandırılan, zaman zaman politik görüşleri de içermiş
olan, fakat aslında, İslamın temel kurallarındaki düşünce ve uygulama farkını
yansıtan Alevilik, İmam Ali’nin ilkelerini kapsayan bir dini doktorindir.
Bektaşilik,
Hacı Bektaş Veli’den sonra ortaya çıkmış, İslam esaslarını ve Alevi inancını,
çağın gereksinimleri ve Türk kültürü ile sentez yapan, insanlığın geleceğine ve
uygarlığa yönelik, hoşgörülü bir dini felsefe sistemidir.
Temeldeki
inanç aynı olmakla beraber kapsamında ve tarihsel gelişiminde farklılık
bulunduğu su götürmez. Hazreti Muhammed’in yaşadığı
çağda başlayan Alevilik İslam Dünyasının her bölgesine dağılmış durumdadır.
İslami esaslar yanında Arap tarihinin ve Arap kültürünün etkisi hissedilir vaziyettedir. Doğuş çağındaki geleneklerin
bir bölümü kısmen yaşamaktadır.
Bektaşilikde
İslam’ın temel prensipleri korunmuş olmakal beraber, kişsel ve toplumsal
yaşantıda, kişiyi dar ve katı kalıplar içerisine sokmayan toleranslı bir
düşünce özgürlüğü getirilmiştir.
Bununla
beraber, iki düşünce sisteminde de inancın temelinin İmam Ali ve Hacı Bektaş
Veli’nin eşi bulunmaz kişiliklerine bağlı olması, Hacı Bektaş Veli’nin Ali soyundan geldiğine ve hatta ad
değiştirmiş Ali olduğuna inanılması, bazı bölgelerde ve özellikle ülkemizde
Alevilik ve Bektaşiliği, birbirinden ayırmak olanaksız biçimde birleştirmiştir.
Bu inanca başlı her kişi kendisini hem
Alevi hemde Bektaşi sayar. Tercih yapmadığı gibi inanç arasında hiç bir fark
görmez. Gerçekten de ülkemiz dışında bulunan, örneğin Endenozya, Irak veya
İran’daki Aleviler Hacı Bektaş Veli’nin adını bile duymamışlardır. Bu
ülkelerde, kadının erkekden mahrem
tutulması, içki yasağı, namaz ve orucun dinin şartı olması gibi kurallar taasup
ölçüsünde sürdürülmektedir. Oysa Anadolu’da Hacı Bektaş Veli’den bu yana sözü
geçen konularda uygar gelişime paralel reforumlar gerçekleştirilmiş, taasuba
dayalı katı kurallar yerine, insan ruhunun ve inancının yüceliğine dayanan bir
ahlak sistemi geliştirilmiş, kişiler ve toplum bu yönde eğitilmiştir.
Bu
itibarla, ülkemiz dışındaki Alevi inancını geleneksel deyimi ile Şia diye adlandırarak, ülkemizde inanç,
yaşantı, gelenek ve düşüncede birbirinden farksız olan kişileri, Alevi ve
Bektaşi olarak adlandırmak en doğru davranış olur.
Aslında
gerçekde budur.
Ahmet
Y. YILDIRIM – Amsterdam
Gönderen : Ahmet YILDIRIM Gönderme Tarihi :
03.10.2005
Merhaba Yeni Avrupa!
Bugün, Türkiye ve Avrupa Birligi ükeleri arasında zorlu bir karar verme sınavı
yaşanıyor. Türkiye zorlu ve engebeli bir maratonun bitiş noktasına geldi.
Aslında geçen yıl 17 Aralıkda Türkiye hakettigi ödülü almak için bekledi durdu.
Olmadı bugüne ertelendi. Bakalım yolu çeşitli hile ve santaj mayınları ile
döşenmiş olan Türkiye ye ödülü verilecek mi yada bu maraton iptal mi
edilecek...!
Bu gün; bir çoğunuz gibi ben de akıl ve duygu muhasebesi yapmakla meşgul
olacağım.
Yıllardır biz Türkiyeli göçmenleri horlayan-iten kakan Avrupa ülkelerinde
yaşayan Türkiye vatandaşları olarak deyim yerinde ise diken üzerinde yürüyoruz.
Türkiye batının destekcisi olandan beri az çekmedi. Hala ciddi sorunlarla
boguşmakta. Şayet Türkiye özlemini duydugu ekonomik ve sosyal refaha, demokrasi
insan hakları ve özgürlükler alanında ulaşamadı ise bunda kabahatin en büyügü
bizde olmakla beraber, önümüze hep engel çıkararn da batı olmuştur. Şimdi bu
günahların hepsini Türkiyenin üzerine yıkarak alttan kalma kurnazlıgını
oynuyor. Ama nafile... Zaman degişti... Üvey evlat dönemi bitti.
Bakalım kim galip gelecek; İslam düşmanlıgı ile şaha kalkan batı-hiristiyan
kültürel ırkcılıgı mı? Yoksa kültürlerarası hoşgörü ve karşılıklı saygı mıı?
Geçmişi ve hala bugünü; ilker, barbar, sömürgeci, emperyalist ve de ırkcı olan
bir Avrupa da onun vatandaşı olmak ezikligini yaşarken bir yandan da medeni
uygar insan haklarına ve emege saygılı demokratik ilerici ve barışcı bir Avrupa
kendime burada yaşama avuntusu bularak beklemekteyim.
Yüzümü doguya döneli ve güneşin batı kıyısında hüzünlü batışını seyretmekten
bıkalı daha çok olmadı.
Ne Güneşe daüma bakarak kör olmayı ve nede onun ardından hüzünle iç çekme
kısırlıgına düşmeden tekrardan merhaba diyorum.
Duygularım ilk kez elime bir Türk bayragını alıp dalgalandırmak istiyor. Ayı ve
yıldızı birleştiren bu güzel bayragı, cahil, bagnaz ve imtikamcı guruhun
elinden alıp ona hakettigi barışcı, medeni degeri vermek gerek.
Bu gün bu bayragı sallamak istiyorum...Gölüm Türkiye yi de içine alacak yeni
bir Avrupada olsa da.
Ahmet YILDIRIM – Amsterdam
Gönderen : Ramazan ARIKAN Gönderme Tarihi :
05.09.2005
Bu güzel siteyi bize kazandıran Dernek Başkanımız
Mehmet Arıkan ve Eşine, dernek kuruluşu ile ilgili çalışmalarda ve katkıda
bulunanlara kucak dolusu selamlar ve teşekkürler. İnşallah şehrimizi,
memleketimizi ve kültürümüzü tanımada ve yaşatmada etkili olacak bu tip çalışmalar
genişleyerek devam eder. Saygılarımla.
Ramazan ARIKAN – Yenibosna / İSTANBUL
Gönderen : Selçuk YILDIZ Gönderme Tarihi :
18.08.2005
Dostum gerçekten sizinle gurur duydum. Yaptığınız
sayfa gerçekten taktireşayen güzellikler içeriyor sayfanızda sörf yaparken
inanırmısınız taa çocukluğumun geçtiği o güzelim yerleri görünce duygulandım.
Teşekkür ediyor, başarılar diliyorum DADAŞ Selçuk – BOLU
Gönderen : Metin ÖZTÜRK Gönderme Tarihi :
12.07.2005
Malatya’nın güzel insanları, Trabzon’dan hepinize
kucak dolusu selamlar.. Öncelikle böyle güzel bir siteyi hazırladığınız için
sizlere teşekkür ediyorum. İsmim Metin Öztürk Trabzon Belediye Meclis Üyesi,
Plan ve Bütçe komisyon başkanıyım, ayrıca yine belediyede Kültür, Turizm ve Spor
Komisyonu Başkanlığı görevini yürütmekteyim. Malatya doğumluyum, anne tarafım
Malatya’lı, her yıl Malatya’yı ziyaret ediyorum. Trabzon Belediyesinde iki
şehir arasında dostluk ve kardeşlik köprülerinin kurulması için elimden gelen
çalışmayı yapıyorum.. Çok yakın bir zamanda yine Malatya’ya gelmeyi
düşünüyorum, görüşmek dileği ile çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Metin ÖZTÜRK – Trabzon
Gönderen : Turgay ÖZTÜRK Gönderme Tarihi :
10.06.2005
Kurmuş olduğunuz dernekle ilgili
olarak hazırladığınız web sayfası harika! Bir Malatyalı’nın arayıp da
bulamayacağı yok gibi. Bunları teker teker saymaya gerek görmüyorum. Ancak bu
işe gönül verip bu çalışmaları başlatan başta Sayın Başkan ve Yönetim Kurulu
Üyeleri olmak üzere emeği geçen herkesi canı gönülden kutlar, bundan sonraki
çalışmalarınızın devamını, sağlık ve esenlik dileklerimi sunarım.
Turgay ÖZTÜRK – İstanbul
Gönderen : Onur ÖZCAN Gönderme Tarihi :
31.05.2005
Yıllardan beri semtimizde kardeş
gibi yaşadığımız dostlarımızın bir dernek çatısı altında birleşip; kendilerinin
ve bizlerin sorunlarına nasıl çözüm yolları bulacağımız hususunda yol gösterici
bir kurum niteliği kazanmasını, saygı duyulması gereken bir çalışma olarak
görüyorum.
Derneğin kurulmasında büyük pay
sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı, aynı zamanda çalıştığım şirketin Müdürü
Mehmet ARIKAN ve Ailesine emekleri için sonsuz teşekkürler.
Bizlere bu duyguları yaşatan ve
emeği geçen bütün üyelerinize saygılarımı sunarım.
Onur ÖZCAN – İzmir
Gönderen : Lara SU Gönderme
Tarihi : 26.05.2005
Merhabalar, tesadüfen karşılaşmış
olduğum bu sitede görmüş olduklarımdan dolayı mutlu olduğumu bildirmek isterim,
emeği geçen herkese teşekkürlerimi iletmeyi borç bilirim.
Her ne kadar Malatya’lı olmasam da
vatanımızın bu güzel yeri adına böyle çalışmalar yapılması, coğrafi ve kültürel
olarak tanıtılmasını çok doğru bulduğumu, bu tip organizasyonların vatanımızın
her ili için yapılmasını temenni eder, saygılarımı iletirim.
Lara SU – İstanbul
Gönderen : Ahmet DURMAZ Gönderme Tarihi :
25.05.2005
Web Sitenizi defalarca ziyaret
etmeme rağmen ziyaretçi defterinize iki satır da olsa bir şeyler yazamadım. Bu
tür kültürel organizasyonların ve derneklerin internet ortamına taşıyarak ortak
buluşma adresi yapmanızı takdir ediyorum. Sayın Mehmet Arıkan ve diğer emeği
geçenlere teşekkürlerimi sunuyorum.
Ahmet DURMAZ – İstanbul
Gönderen : Ahmet UZUNOĞLU Gönderme Tarihi : 21.04.2005
Sayın başkanım, sevgili kardeşim;
Böyle güzel bir web sitesi hazırladığınız için size ve emeği geçenlere binlerce
teşekkürlerimi sunarım. Başarılarınızın devamını dilerim.
Ahmet UZUNOĞLU – İstanbul
SES – TEL İLETİŞİM
Gönderen : Gece DOSTU Gönderme Tarihi :
15.04.2005
İlk önce başarılarınızdan dolayı sizleri tebrik etmek istiyorum.
Malatya'mızın tanıtımı ve kültürünü yaşatma amacıyla kurulmuş olan derneğimizin
internet üzerinden biz üyelerine ulaşmasında ve bilgilendirmesinden dolayı
yapılmış olan web sayfamızı tasarlayan Döndü ARIKAN'a, Malatya Kültürünü
Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği'ni kuran Yön. Krl. Bşk. Mehmet ARIKAN'a
teşekkürü bir borç bilirim saygılarımla....
Söz konusu Malatya olunca, neler söylenmez ki??????????
Malatyam
Methede methede bitiremem seni
Anlı şanlı güzel Malatyam
Bir an bile çıkaramam seni aklımdan
Anlamlı değilmi güzel Malatyam
Tuhaf değilmi sana bu kadar sevgim
Yanlış yanlış değil hakiki sevgim
Ağlıyorum bazan seni andıkça
Methetmekle bitiremem
Gurbet elde özlediğim Malatyam
www.gececi.kimdir.com
Gönderen : Erhan ÖZTÜRK Gönderme Tarihi :
14.04.2005
Böyle güzel bir web sayfasının
meydana gelmesinde emeği geçenlere teşekkürler, amatör ruhla fakat
profesyonelce hazırlanmış bir sayfa, herkese selamlar.
Erhan ÖZTÜRK – İstanbul
Gönderen : Ümit MÜFTÜOĞLU Gönderme Tarihi :
08.04.2005
Aziz
Anadolumuzun güzel şehrinin siz değerli temsilcilerine yakışır çalışmanız için
taktir ve teşekkürü borç biliyorum, emeğinize sağlık.
Türk’ün
bu öz diyarı
Şark’ın
kenar-ı yari
Ezhar-ı
Şehr-i Malatya
Kibar-ı
Şehr-i Malatya
ÜMİT
MÜFTÜOĞLU – İSTANBUL
Gönderen : Bülent ARIKAN Gönderme Tarihi :
04.04.2005
Eşim
Neşe ARIKAN’ın geçirmiş olduğu trafik kazası sonrasında bizden manevi desteğini
esirgemeyen Yön. Krl. Bşk. Mehmet ARIKAN’a, Yön. Krl. Üyelerimize ve Dernek
Üyelerimize teşekkürü borç bilirim.
Saygılarımla,
Malatya
Kültürünü Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği Üyesi
Bülent ARIKAN
Gönderen : Erdal ÇAKIR Gönderme Tarihi :
04.04.2005
Sayın Başkan,
Sizi her zaman güvenilir, dürüst, çalışkan, azimli ve
kararlı olarak tanıdım. Bilgi hazineni yükseltecek ve bu boşlukları doldurmağa
özen gösteren bir yapıya sahip olduğun gibi toplumu da bir arada kaynaştırmayı,
birbirinden kopuk ve birbirlerinden yabancı kalmamayı kurduğun dernekle
ispatlamış bulunuyorsun. Özveriyle hazırlamış olduğunuz web siteniz hakkında
kanaatimin tamamen müspet olduğunu bilmenizi isterim ve bu görevinizi
titizlikle yürüteceğinizden hiç şüphem yok. Dostane selamlarımla,
Davranlar Hukuk Bürosu Katiplerinden
Erdal Çakır – İstanbul
Gönderen : Muhlis BOYUN Gönderme Tarihi :
01.04.2005
Sayın yetkililer, sitenizi yeni tanıdım, oldukça
geniş kapsamlı ve iyi hazırlanmış...
Başarılar diliyorum.
Muhlis Boyun
Gönderen : Süheyl ÇAYLAK Gönderme Tarihi :
19.03.2005
Bağcılar-Yıldıztepe’nin 38 yıllık sakiniyim. Uzun
zamandır dile getirmiş olmama rağmen gerçekleşmeyen MALATYA Derneği nihayet tüm
Malatyalıların hizmetine girmiş bulunmaktadır.Malatyalı olmamama rağmen
derneğin açılışı gerçekten beni çok fazla mutlu etti. Derneğin kuruluşunda,
gelişmesinde faydası olan herkesi canı gönülden kutlarım. Dernek başkanımız
MEHMET ARIKAN' ın işlerinden feragat ederek, Dernek kuruluşu ile ilgili
işlemleri başarı ile takip etmesini ve ayrıca eşi ile birlikte hazırladığı web
sayfasını takdir’e şayan bir çalışma olarak görmekteyim. Tüm Malatyalıların
buluşma adresi artık www.malatya.org.tr ‘dir. Derneğinizin
çalışmalarını yakından takip edeceğimi tüm üyelere saygı ile duyurur,
derneklerinden desteklerini eksik etmemelerini önemle hatırlatırım. Ramazan
ARIKAN, Ali ÖZBEY, Levent ARIKAN ve başkanımız sayın MEHMET ARIKAN ile böyle
güzel bir web sayfasının hazırlanmasındaki emekleri için Döndü ARIKAN’a
teşekkürü bir borç bilirim..
VATANA
VE MİLLETE HAYIRLI, UĞURLU OLUR İNŞALLAH...
SAYGILARIMLA,
Süheyl Çaylak
KARADENİZ SU İSTASYONU
Gönderen : Tarık ARIKAN Gönderme Tarihi :
16.03.2005
Güzel Malatya’mızın tanıtımı ve
kültürünü yaşatma amacıyla kurulmuş olan derneğimizin internet üzerinden biz
üyelerine ulaşmasında ve bilgilendirmesinden dolayı yapılmış olan web sayfamızı
tasarlayan Döndü ARIKAN’a, Malatya Kültürünü Yaşatma ve Yardımlaşma Derneği’ni
kuran Yön. Krl. Bşk. Mehmet ARIKAN ve Kurucu Üyelerimiz ile Yönetim Kurulu
Üyelerimize, Derneğimizi her zaman destekleyen Sponsorlarımıza Teşekkürü borç
biliriz.
Saygılarımla
Malatya Kültürünü Yaşatma ve
Yardımlaşma Derneği Üyesi
Tarık ARIKAN
Gönderen : Mustafa
ÖZUYMAZ Gönderme
Tarihi : 07.03.2005
Ben Malatya’dan Mustafa. Web
sitenizi gördüm çok sevindim. Siteniz için Malatya’dan ne isteğiniz olursa ben
yardımcı olmak isterim. Bilginiz olsun yapabileceğim ne varsa elimden geleni
yaparım.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim,
bütün büyüklerimize ve dostlara selamlar, ellerinizden öperim.
Mustafa ÖZUYMAZ - MALATYA
Gönderen : Mehmet ARIKAN Gönderme Tarihi :
25.02.2005
Sayın üyelerimiz, sevgili
dostlarımız; Web Sayfamıza göstermiş olduğunuz ilgiye teşekkür ederiz. Sizlerin
katkılarıyla daha güzel olmasına çalışacağız.
Saygılarımızla,
Yön. Krl. Bşk.
Mehmet ARIKAN
Gönderen : Ayhan
OK Gönderme
Tarihi : 24.02.2005
Sayın Başkan
İnternet Üzerinden
üyelerinize ulaşmanız, teknolojiye uyum bakımdan duyarlılığınızdan dolayı
sizleri kutlar, başarılarınızın devamını dilerim.
İSTANBUL MARMARA GAZETESİ
İmtiyaz Sahibi
AYHAN OK